Gündeme Farklı Bakış - 2013 Mersin

-
Sponsorlu bağlantılar
Sponsorlu bağlantılar

Nükleer Enerji Hangi Alanlarda Kullanılır , Nükleer Enerjinin Kullanım Yerleri Alanları

NÜKLEER ENERJİNİN KULLANIM ALANLARI

Gemi Reaktörü

Temel Bilgiler
Yarı yavaşlatılmış (epitermal) nötronlarla çalışan bir reaktör tipidir. Fisyondan doğan hızlı nötronları tam yavaşlattıktan sonra kullanan reaktör tipine de termal reaktör denir. Söz konusu iki reaktör temelde aynıdır. Termal ve epitermal reaktörler arasındaki farklar sadece yapısal ayrıntılardır. Epitermal reaktör küçük ve hafif reaktör yapmak ihtiyacından doğmuştur. Bu sayede nükleer reaktör denizaltı teknesinin dar hacmine sığdırılabilmiştir.

Tarihi Gelişme ve Bugünkü Durum 
II. Dünya savaşı içinde Amerika Birleşik Devletleri atom programının tek hedefi bomba yapmaktı. Savaştan sonra denizaltıların nükleer tahriki birinci öncelikli askeri projelerden biri oldu. Soğuk savaşın giderek kızıştığı o günlerde Amerikan yönetimi tekrar silahlanmaya başladı. bu kez denizaltı reaktörü yapmak! Denizaltı termal reaktörü Mark 1 1950 yılında oldu. Bu, sıfır güçlü bir model reaktördü. 1951 yılında aynı modelin S T R koduyla anılan daha büyük bir protipi hazırlandı. Henüz reaktör tam anlamıyla ortaya çıkmadan onu taşıyacak denizaltının yapımına da başlandı. Nautilus isimli ilk nükleer denizaltının omurgasının 14 Haziran 1952 günü kızağa konması töreninde devlet Başkanı Harry Truman şöyle sesleniyordu; ”Donanmanın nükleer tahriki 120 yıl önce buhar makinasının ön ayak olduğu ölçüde bir devrim yaratacaktır.”
Gerçek büyüklükte ilk Denizaltı Termal Reaktörü 1953 yılında oldu. Onu taşıyacak Nautilus de 1954’de denize indirildi. Gemi o güne kadar denizaltında alışılmış hızı iki katına, 20-25 mile çıkardı; 120 m olarak bilinen en çok dalma derinliğinin altına indi; 50 gün su altında kalabileceğini, bu süre içinde bir dünya turuna denk ( 30000 mil) yol alabileceğini kanıtladı. Tayfa için gerekli oksijeni deniz suyunun elektrolizinden üretiyordu. 1958 Martı’nda aynı tekne Kuzey Kutbu’nu buz kabuğu altından geçerek tarihin unutulmaz bir başarısını simgelemiştir.
Klasik denizaltılara oranla nükleer denizaltılar küçüktü. Haliyle tahrip gücü de az idi. 1960 yılında yepyeni bir silah, nükleer başlıklı Polaris füzeleri nükleer denizaltılara yüklendi. 1960 Eylülü’nde Amerika Enterprise isimli ilk nükleer uçak gemisini, 1960 Ekimi’nde İngiltere Dreadnougt isimli ilk denizaltısını denize indirdiler. Hotel tipi ilk Sovyet denizaltıları da bu tarihlerde denize indirilmiştir.
ABD’ye ait Thresher nükleer denizaltısı 10 Nisan 1963 günü yaptığı bir derin dalış denemesinden su yüzüne çıkamayarak, Amerika Birleşik Devletlerinin kuzeydoğu sahillerinin 200 mil açıklarında kaybolup gitmiştir. Bu kaza gemide bulunan 129 denizcinin hayatına mal olmuştur.
1968 yılında ikinci nesil Sovyet nükleer denizaltısı olan Yankee’ler yapılmıştır. Amerikan nükleer denizaltlarının ikinci nesli olan Poseidon’ların ilki ise 1971 yılında yapılmıştır. Aynı yıl Fransızlarda ilk nükleer denizaltları Le redoutable’u hizmete sokmuşlardır. 1974 yılında Sovyet Rusya üçüncü nesil Delta’ları hizmete girmiştir. 1980’lerin başlarında Sovyetler SS-N-X 17’i ve amerikanlar Trident denizaltısını yapmışlardır.
1978 yılında 105 nükleer denizaltı hizmette görünüyordu. Bunların taşıdığı bayrağa göre dağılımları şöyleydi: Sovyetler Birliği 54, ABD 41, Fransa 5, İngiltere 4, Çin 1. Rus denizaltlarının sayısal üstünlüğüne karşın Amerikan denizaltlarının yüksek performanslarıyla ve silahlarının hedef hassasiyetiyle daha büyük vurucu güç oluşturarak üstünlük sağlamıştır.
Sivil nükleer gemilerin öncüsü 1959 yapımı Lenin buz kırandır. Bunu her biri değişik ülkelere ait üç yük gemisi izlemiştir: 1962 yılında Amerika’da Savannah, 1968 yılında Batı Almanya’da Otto Hahn ve 1974 yılında Japonya’da Mutsu… Savannah ve Mutsu reaktörlerindeki sızıntılar nedeniyle yıllardır hareketsizdirler. İçlerinde en uzun hizmet vereni 16900 BRT kapasiteli Otto Hahn kuru yük gemisidir.
1970’lerin kapanış yıllarında denizlerdeki reaktör sayısı, 122 dolaylarındadır. Yani karadaki nükleer santral reaktörlerinin yarısı kadardır.

Uydularda Hızlı Üretken Reaktörler
Tarihi Gelişme

Hızlı üretgen reaktörün çabuk geçiştirilen bir cazibesi de hacimce ve ağırlıkça küçük olmasıdır. Bu da onu uydularda ısı ve elektrik kaynağı olarak kullanılmasını çekici kılmıştır.
3 Nisan 1965, nükleer reaktörün uzaya ilk gönderiliş tarihidir. SNAP-10 A diye anılan 50 kWt gücünde deneysel reaktör “snapshot” isimli uyduyla o gün fırlatılmıştır. Atılıştan 10 saat sonra reaktör uzaktan kumanda ile çalıştırılmış ve müteakip 2,5 saat içinde tam güce çıkarılmıştır. 6 gün sonra, her şey yolunda gittiği için, yerden kontrol iptal edilerek reaktör kendi öz kontrolüne terk edilmiştir. Fakat 43 gün sonra uydudaki voltaj ayarlayıcısının bozulması üzerine reaktör beklenmedik şekilde durmuş ve bir daha çalıştırılamamıştır. Yapılan hesaplamalara göre uydu dünyaya 4000 yıl sonra düşecektir. A.B.D günümüze dek uzayda başka nükleer reaktör denememiştir. Uydularda cihazların çalışması için gerekli ısı ve elektrik çoğunlukla güneşten sağlanmaktadır.
Sovyetler Birliğinin uzaya çok daha fazla sayıda nükleer reaktörler göndermiştir. bunun ilk kanıtını 24 Ocak 1978 günü, Kanada’ya düşen Cosmos 954 isimli uydu oluşturur. Enkazın toplanan parçalarından birinde 500 röntgen/saat gibi yüksek bir radyoaktivitenin ölçülmesinden, onun bir nükleer reaktöre ait olduğu kanısına varılmıştır. Nitekim bu husus daha sonra Sovyetler birliği tarafından da doğrulanmıştır.
Söz konusu uydu Sovyetlerin her iki ayda bir muntazaman fırlattıkları okyanus keşif ve denetleme uydularından biridir. 18 Eylül 1977 günü fırlatılmış, 26 Ekim günü kontrolden çıkarak alçalmaya başlamıştır. Nihayet 2060. turunda 24 Ocak günü atmosfere girerek yanmıştır. Enkazın parçaları Kanada’nın kuzeyinde buzlarla kaplı ıssız tundralara 1000 km bir doğru boyunca yayılmıştır. Ölen veya yaralanan olmamıştır. Karadan ve havadan yapılan aramalar 10 Nisan 1978 tarihine kadar sürdürülmüş, bu amaçla toplam 4634 saat keşif uçuşu yapılmıştır. Bulunabilen parçaların 17 tanesinde radyoaktivite bulaşıklığı saptanmıştır.
Okyanus keşfi uyduları, gemileri her türlü hava şartında görmeyi sağlayan çok güçlü bir radar taşıdığından elektrik gereksinimleri fazla olmaktadır. Bu tür uydulara Sovyetlerin nükleer reaktör koymalarının nedeni budur. Nükleer reaktörle donatılmış ilk Sovyet uydusu 1974 yılında fırlatılmıştır. Her uydu 280×260 km yarı eksenli eliptik yörüngede iki ay görevde kaldıktan sonra 6 m boyundaki reaktör modülü kendisinden ayrılmakta ve özel roketi vasıtasıyla 950 km yüksekte, yüzlerce yıl tutunabileceği “ölü araçlar parkına” çekilmektedir. İşte bu manevradır ki Batı’da, Rusların uzaya reaktör fırlatmakta oldukları söylentilerini başlatmıştır.

Kategori: Yaşam


Facebook FriendFeed Twitter RSS Beslemesi

Mersin 2013-2014 |

Copyright © 2011 Bilgi Zamanı
sitemap Reklam Gizlilik Politikası e okul