Bilgi Zamanı

Klasik iktisat Nedir

Klasik iktisat Nedir
05 Temmuz 2013 - 0:33 'de eklendi ve 1331 kez görüntülendi.

Ekonomi kavramı Klasik iktisat Nedir Hakkında bilgi

Klasik iktisat, 18. yüzyıl sonlarında Adam Smith’le başlayan. David Ricardo ve John Stuart Mill’in yapıtlarıyla olgunlaşan İngi­liz iktisadi düşünce okulu. İngiltere’de 1870’lere değin iktisadi düşünceye egemen olan klasik okulun kuramları, daha çok ik­tisadi büyümenin dinamiklerini inceleme amacını taşıyordu. Bu çerçevede iktisadi özgürlüğü öne çıkaran okulun temsilcileri, laissezfaire (bırakınız yapsınlar) ve ser­best rekabet gibi düşüncelere ağırlık verdi­ler.

Klasik iktisadın temel kavramlarından ve İlkelerinden birçoğu Smith’in lnquiry into the nature and canses ofthe Wealth of Nations (1776; Milletlerin Zenginliği, 1948/ Ulusların Zenginliği, 1985) adlı yapıtın­da ortaya konmuştur. İngiltere’de 16. yüzyıldan sonra egemen olan merkantilist kuram ve politikaya şiddetle karşı çıkan Smith, bir ulusun iktisadi büyümesini sağlayacak en önemli etkenin serbest reka­bet ve serbest ticaret olduğunu, devletin ne engelleyici, ne de aşırı koruyucu biçimde davranması gerektiğini savundu. Ona göre, bir topluluğun üyelerinin her biri kendi kişisel çıkarı peşinde koştuğunda toplulu­ğun tümü bundan en büyük yararı sağlardı. Serbest girişime dayalı bir sistemde birey­ler, başkalarının satın almak istediği mallan üreterek kâr elde ederler. Aynı biçimde insanlar, paralarını en çok istedikleri ya da gereksinim duydukları mallara harcarlar. Smith, rekabetin görünüşteki kaosunun, alım satım karmaşasının düzenli bir iktisadi işbirliği sistemine nasıl dönüştüğünü, bu sistem aracılığıyla, merkezî yönetim yerine bireysel özgürlük altında ulusun gereksinim­lerinin sağlanıp servetinin artırıldığını gösterdi.

Smith, serbest girişimin işleyişini çözüm­lerken, bazı bakımlardan emek değer kuramının ve bölüşüm kuramının temelle­rini de attı. Her iki görüşü ele alarak Principles of Political Economy and Taxation (1817; Siyasal İktisadın İlkeleri ve Vergi­lendirme) adlı yapıtında daha da geliştiren ve yetkin biçime kavuşturan Ricardo, kendi emek değer kuramında, rekabet koşulları altında üretilen ve satılan malların değerle­rinin (yani fiyatlarının) üretimleri sırasında katlanılan emek maliyetleriyle orantılı ola­cağını vurguladı. Bununla birlikte kısa dö­nemlerde fiyatların arz ve talebe göre belirlendiğini de kabul etti. Ricardo’nun bölüşüm kuramı ise milli hasılayı emekçile­rin, kapitalistlerin ve toprak sahiplerinin oluşturduğu üç toplumsal sınıf arasında sırasıyla ücret, İcâr ve rant biçiminde paylaş­tırıyordu. Herhangi bir ulusal ekonominin sınırlı büyüme potansiyelini veri olarak alan Ricardo, belirli bir toplumsal sınıfın toplam hasıla içindeki payının artmasının ancak bir başkasının aleyhine olabileceğini savundu. Ricardo’nun kuramlarını temel alan Mili, klasik iktisadın doruğu sayılan Principles of Political Economy (1848; Siyasal İktisadın İlkeleri) adlı yapıtında soyut iktisadi ilkeler ile gerçek dünyanın toplumsal koşullan arasında ilişki kurarak bu ilkelere yeni bir güç kazandırdı.

Klasik iktisatçıların öğretileri 19. yüzyıl ortalarında geniş ilgi gördü. Örneğin emek değer kuramını benimseyen Kari Marx, bütün mantıksal içermelerini işleyerek geliş­tirdiği bu kuramı, insan emeğinin tek başına bütün değeri yarattığını ve kârın tek kayna­ğını oluşturduğunu öngören artıdeğer kura­mıyla birleştirdi. Klasik iktisat düşüncesi serbest ticaret öğretisi üzerinde daha derin bir etki bıraktı. Ricardo’nun karşılaştır­malı üstünlük kuramı, 19. yüzyıl ulus­lararası ticaret kuramının temelini oluş­turdu.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER