Bilgi Zamanı

Kandaşlık Nedir

Kandaşlık Nedir
07 Mayıs 2013 - 9:39 'de eklendi ve 1093 kez görüntülendi.

Kandaşlık Nedir

Kandaşlık, ortak atalar dolayısıyla kan bağına dayanan akrabalıktır. Akrabalığın temelini, kan bağı ya da evlilik ilişkileri oluşturur. Bazı toplumlarda, evlilikten kaynaklanan daha dolaylı ilişkiler (örn. eltilik), evlat edinme yoluyla oluşan yakınlıklar ya da vaftiz ana babalığından kaynaklanan törensel bağlar da akrabalık olarak kabul edilir; bunlardan sonuncusuna sanal ya da törensel akrabalık denir. Yal­nızca ataları ortak olanları kapsayan kan­daşlık ise evrensel bir akrabalık biçimidir.

Çağdaş anlamıyla kandaşlık genetik bir kavramdır. Ataların, çeşitli özelliklerini sonraki kuşaklara genetik olarak aktarması kan aracılığıyla değil, hücre çekirdeğindeki kromozomlarda bulunan genler yoluyla ger­çekleştiğinden, kandaşlık terimi aslında bi­yoloji açısından yanlıştır. Kromozomlar nükleik asitler (DNA) ile proteinlerden oluşur. DNA, kromozomda genleri taşıyan bölümdür ve protein bireşimlenmesini (sen­tez) sağlayıp denetlemek üzere özgün bi­çimlerde İcodlanmıştır. Ana babanın kod­lanmış özelliklerinin bir bölümü DNA yo­luyla çocuğa aktarılır. DNA’da taşman genetik belirleyicilerin yanı sıra çocuk üze­rinde, dölüt aşamasındaki çevre koşulları gibi başka biyolojik etkiler de vardır. Hatta, öğrenme yoluyla gerçekleşen kültürel bir kalıtımdan da söz edilebilir; bu tür kalıtım, bireyin beslenme gibi alışkanlıkları, dolayı­sıyla da büyüme ve gelişme üzerinde etkili olur. Genetikte kandaşlık, bir arada bulu­nan genetik özelliklerin, yani özgün genotiplerin ortaya çıkma olasılığını etkiler. Ana babanın ortak atalarından gelen ve tüm canlıların temel yapı taşı olan nükleik asitler ile proteinlerin bireşimlenmesi ve denetlen­mesi yeteneğinin sonraki kuşaklara aktarıl­ması, kandaşlığın temelini oluşturur.

Kandaş akrabalar, ortak atalarından gelen genetik yetilerden pay alma olasılıklarına göre çeşitli derecelerde sıralandırılırlar. Böylece, kardeşlerin tüm ataları ortakken, birinci dereceden kuzenler atalarının yalnız­ca yarısını paylaşırlar. Bir çocuğa ana babasından, kodlanmış bilginin yalnızca yaklaşık yarısı aktarılır; böylece iki kardeşin kromozom kuruluşlarının yaklaşık yarısı ortaktır. Her biri, türe özgü kromozom takımının yarısı kadar (haploit) kromozom taşıyan sperma ve yumurtanın üretildiği meyoz bölünme sırasındaki madde aktarı­mında söz konusu olan şans öğesi, kesin oranlar verilmesini engeller.

Genetik olarak, kardeşler arasındaki kan­daşlık derecesiyle ana baba ve çocuk arasın­daki kandaşlık derecesi aynıdır ve her ikisine de birinci dereceden kandaşlık dene­bilir. Amca ya da dayı ve hala ya da teyzeyle yeğenlerin ortak mirası paylaşma şansları, kardeşlerinkinin yarısı kadardır; dolayısıyla bunlar, ikinci dereceden kandaş kabul edilirler. Birinci dereceden kuzenler ise üçüncü dereceden kandaş sayılabilir.

Çeşitli hukuk sistemlerinde, kandaş akra­balığın derecelerini belirleyen yasalar ol­makla birlikte, bunlar genetik olgulara da­yanmadıklarından bireyler arası biyolojik ilişkilerin sınıflandırılmasında temel alın­mazlar.

Büyükanne ya da büyükbabanın ana baba­ları ile torunların çocukları arasındaki gene­tik ilişki, birinci dereceden kuzenler arasın­daki genetik ilişkiyle aynıdır. Büyükanne ve büyükbaba doğrusal akrabalardır, kuzenler ise soy çizgisinin yan kollarında yer alırlar. Genetikte, kandaşlık derecesi tek önemli etken olmasına karşın, çeşitli toplumsal ilişkilerde, yaş, doğum sırası ve başka etkenlerin yanı sıra akrabalığın doğrusal ya da yan kollardan olması toplumsal davranışı belirleyebilen önemli etkenlerdir. Toplum­sal uygulama ve geleneklere bağlı olarak, çeşitli derecelerde kandaş akrabalar gibi kandaş olmayan akrabalar da aynı adla anılabilirler ve gelenekler ya da yasalar karşısında eş konumda bulunabilirler.

Kandaşlık verilerine dayanan iki ana uygu­lamadan birinde verilerin, bir bireyle arala­rında belirli bir kandaşlık derecesi bulunan iki bireyin, bu bireyin özelliklerini paylaşma olasılığı hesaba katılır. Bu olasılık, kalıtım biçimine ve genetik etkenlerin ortaya çıkma derecesine bağlıdır. Kalıtım biçimi, çekinik ya da başat olabilir. Hücre çekirdeğindeki iki kromozomlu bir takımda aynı konumlar­da bulunan ve alel adı verilen bir gen çifti, söz gelimi bezelyelerin yeşil ya da sarı taneli olması gibi özelliklerinin birbirinin yerine geçebilen farklı seçeneklerini belirler. İki alel aynı özelliği ya da farklı eğilimleri temsil edebilirler. Alel çifti birbirinden farklı olduğunda, bireyde kendini ortaya koyan eğilim ve kalıtım başattır. Her iki alel tarafından da temsil edilmedikçe kendini ortaya koymayan özellik ise çekiniktir. Bir başka kalıtım biçimi de eşeyle aktarılan kalıtımdır. Örneğin hemofiliyi aktaran gen­ler, hem dişide hem de erkekte bulunması­na karşın, hastalık yalnızca erkekleri etkile­me eğilimindedir. Herhangi bir özelliği temsil eden bir geni taşıyan grup ya da toplulukta bu özelliğin ya da etkinin ortaya çıkma sıklığına, genin etkililik derecesi denir. Çeşitli özelliklerin bir bireyde ortaya çıkışını belirtmek için de genin “kendini ortaya koyması”ndan söz edilir.

Kandaşlık verilerine dayalı öteki önemli uygulama, soy içi, yani aynı soydan bireyler arasında çiftleşmenin, ana baba arasındaki kandaşlık derecesine göre değerlendirilme­sidir. Burada kullanılan soy içi çiftleşme katsayısı (F), iki alelin özdeş olma ve aynı atadan türeme olasılığını belirtir. Örneğin iki kardeşten doğan çocukların büyükanne ya da büyükbabadan özdeş bir alel çifti alma olasılığı dörtte birdir. Kandaşlığın derecesi azaldıkça yarılanan bu olasılık, sözgelimi teyze ile yeğen arasındaki birleş­meden doğacak çocukta sekizde birken, birinci dereceden kuzenlerin çocuklarında on altıda birdir.

Soyağacı çizilirken kardeşler ile eşler ara­sındaki ilişki yatay çizgilerle, ana baba ile çocuklar arasındaki ilişki de dikey çizgilerle gösterilirse, tüm soy içi çiftleşmeler, her biri kandaşlık içeren bir ya da daha çok sayıda çemberle ifade edilebilir. Bireyin soy içi çiftleşme katsayısı, ana babasını içine alan bütün çemberlerin toplamıdır. Bir toplulu­ğun soy içi çiftleşme katsayısı ise üyelerinin katsayılarının ortalamasıdır. En yüksek soy içi çiftleşme değerlerine, üyeleri kuşaklar boyunca birbiriyle evlenen küçük topluluklarda rastlanır. Bunlara yalıtılmış gruplar denir. Yüzyıllar boyunca küçük ve karışma­mış bir topluluk olarak kalan Samiriyelilerde büyük ölçüde soy içi çiftleşme vardır. ABD’deki Amish’ler ve Hutterci Kardeşler gibi bazı dinsel topluluklar da tarıma dayalı yalıtılmış bir yaşam sürerler.

Genetikte, bir kromozom çiftinin her iki kromozomunda da aynı konumda taşınan alele homozigot adı verilir. Bir alele belli bir topluluk içinde az rastlanıyor olsa bile, eğer ana ya da babada varsa, çocuğa aktarılma olasılığı yaygın bir alelinki kadar­dır. Bu nedenle, ana babası kandaş olan bir bireyin, topluluk içinde az rastlanan bir aleli, hem anadan hem de babadan gelen kromozomlardan alma (yani o alel için homozigot olma) olasılığı yüksektir. Değişinimlerin (mutasyon) yinelenmesi ender bir durum olduğundan sık karşılaşılan alellerde bile homozigotluk bulunması, kuramsal açı­dan kandaşlığa bağlanır.

Mendel’in bezelyelerle yaptığı klasik de­neyler ve sonraki çalışmalar homozigot bir alelin, heterozigot, yani ana babanın yalnız­ca birinden gelen bir alele göre kalıtım açısından çok farklı etkileri olabildiğini göstermiştir. Tıp genetiğinde, kromozom­lardan biri uygun alel taşırsa birçok protein, özellikle enzim yeterli miktarda üretilebilir. Bir alel çiftinin her ikisinde de eksik gen varsa bireşimini etkilediği proteinde bir kusur ortaya çıkar. Bu tür ender rastlanan hastalıklar ve yapı bozuklukları, kandaşlar arası birleşmelerden olan çocuklarda göfece daha sıktır. 1902’de, Mendel yasalarının yeniden bulunmasını izleyen iki yıl boyun­ca, doğuştan üç ayn tür metabolizma bo­zukluğu olan bireylerin ana babalarındaki kandaş olma sıklığı, insanda çekinik Men­del kalıtımına kanıt olarak gösterilmiştir. Belirlenen bozukluklardan biri derinin pembe, saçların beyaz olması ve gözlerde pigment eksikliğiyle tanımlanan, hastanın genellikle şaşı olduğu ve parlak güneş ışığından rahatsızlık duyduğu albinizmdir. Kandaşların ilişkisinden doğan çocuklarda görülen bu tür olumsuz genetik etkiler, yalnız ender rastlanan kalıtsal hastalıklarda görülür; bunlar ne kadar seyrek ortaya çıkarsa ailelerdeki kandaşlık olasılığı o ka­dar yüksektir. Birinci dereceden kandaş olan kişilerden doğan çocukların büyük çoğunluğunda, doğumdan sonraki ilk altı ayda ölüme ya da ciddi bozukluklara rastla­nır. Birinci kuzenlerin ve aynı ya da daha uzak derecede kandaş olan kişilerin evlilik­lerinden doğan çocuklarda ise çok az bo­zukluğa rastlanmaktadır. Üstelik bu durumda seyreklik bir etken olduğundan, çiftleş­menin, topluluğun * bütünü üzerindeki top­lam etkisi çok sınıfıdır.

Toplumsal açıdan bakıldığında, kandaşlar arası evlilik çekinik hastalıklardan kaynak­lanan ölümlerin sayısını artırmasa da, genç kuşaklarda görülen genetik nedenli ölümle­ri hızlandırır. Bireyde olumsuz etkiler yarat­mayan heterozigot biçimde ise, aleller çeki­nik hastalıkların gelecekte ölüme yol açma olasılığını içermektedir; kandaş ana babalardan doğan çocukların ölmesi, bu olasılı­ğın bir sonraki kuşakta azalmasını sağlar. Bu tür gizli çekinik alelleri saf dışı etmek amacıyla, evcil hayvanlara bilinçli çiftleştir­me kuralı uygulanmaktadır. Buna karşın, fazlasıyla “saf” soyların sağlık açısından sorun yarattığı görülür; bazı alellerde hete­rozigot özellik üstünlük sağlar. İnsanı da içeren birçok tür, yalıtma ve soy içi çiftleş­melerle birlikte, soy dışı çiftleşmelerin de katkısıyla ortaya çıkmış, türler bu yolla zenginleşmiştir.

Kandaşlık Nedir Tanımı, Kandaşlık Hakkında Bilgiler Verdik.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER