Bilgi Zamanı

Kanal Nedir – Coğrafya

Kanal Nedir – Coğrafya
04 Mayıs 2013 - 22:01 'de eklendi ve 2571 kez görüntülendi.

Kanal, arazi sulama, su dağıtımı, akaçlama (drenaj) ve ulaşım amacıyla inşa edilen yapay su yoludur. Kanallar çoğunlukla doğal suyollarma ya da başka kanallara bağlana­rak yaygın bir kara suyolları ağı oluştu­rur.

Coğrafya kanal nedir tanımı, kanal ne demek hakkında bilgi

Ortadoğu’daki ilk uygarlıklar tekne ulaşı­mından çok, içme ve sulama suyu sağlamak amacıyla kanallara önem vermişlerdi. İÖ 7. yüzyılda Asur. kralı Sinahheriba (Sanherib) Ninive kentine içme suyu sağlamak amacıy­la 80 km uzunluğunda, taştan bir kanal yaptırdı. . Pers imparatoru I. Dareios da, yaklaşık İÖ 510’da Süveyş Kanalı’nın öncü­sü sayılabilecek ve Nil Irmağı ile Kızıldeniz’i birleştirecek bir kanal yapımına girişti. Fenike, Sümer ve Babil gibi ülkelerde gelişmiş kanal sistemleri vardı. Bugünkü Irak topraklarında yer alan Samarra ile Kut kentleri arasında gemi ulaşımını sağlayacak yaklaşık 320 km uzunluğunda bir kanal inşa etme tasarısı eski çağlardaki en önemli girişimlerden biri olarak bilinir. İÖ 3. yüzyılda Çinliler belli başlı ırmakların kıyı­sındaki iç bölgeleri birbirine bağlamak ama­cıyla bir dizi kanal yaptılar. Bunların en önemlisi, dünyanın en uzun yapay suyolu olan ve toplam uzunluğu 1.600 km’yi aşan Büyük Kanal’dır. Bu kanalın ilk bölümü İS 610’da açıldı ve daha sonra gelen hanedan­lar tarafından Yangtze Irmağından Pekin’e kadar uzatıldı.

Romalılar Kuzey Avrupa ve İngiltere’de genellikle askeri taşımacılık amacıyla kulla­nılan geniş kanallar yaptılar. Bunların bir bölümü, örneğin ingiltere’nin güneydoğusundakiler, akaçlama amacıyla da kullanıl­mıştır. Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra Avrupa’da suyolları yapımında bir duraklama dönemine girildi, ama 12. yüzyılda ticaretin yaygınlaşmasıyla kanal yapımı gene hızlandı. Bunun sonucunda, ortaçağda Avrupa’daki taşımacılığın yüzde 85’i kanallardaki ulaşımla yapılır duruma geldi. Adriya Denizindeki bir lagünde yer alan ve üstünde bataklıklar bulunan adalar­da yapılan Venedik kanal sistemi günümüz­de hâlâ kullanılmaktadır. Yaklaşık 1373’te Felemenkliler kanal yapımında, günümüzde de önemini koruyan bölmeli havuz yönte­mini geliştirdiler. Bu sistem, iki yanı sıkıca kapatılan bir kanal-havuza su doldurup boşaltarak, havuzun içine alınan geminin yükseltilip alçaltılmasını ve böylece yüksek­likleri farklı suyolları boyunca ilerlemesini olanaklı kılar.

Havuzlu kanalların geliştirilmesi, araların­da yükseklik ya da eğim farkı bulunan yerlerde de kanal yapılabilmesini olanaklı hale getirdi.

16. yüzyılın başlarında Avrupa’da geniş bir kanal sistemi kuruldu. İngiltere’de ise 18. yüzyılın sonlarındaki Sanayi Devrimi’ne değin önemli bir kanal yapılmadı, ama daha sonra suyolu ağı hızla genişleyerek bu ülkenin gelişmesinde önemli bir rol oynadı.

Sanayi Devrimi’nin başlangıcından 19. yüzyılın ortalarına, yani demiryolu yapımı­nın ağırlık kazanmasına değin geçen süre, kanal çağı olarak kabul edilebilir. Bu dö­nemde ABD’de kanal yapımına pek önem verilmedi. 19. yüzyılın başlarında bu ülkede­ki kanalların toplam uzunluğu yaklaşık 160 km idi, ama yüzyılın sonuna doğru bu uzunluk yaklaşık 6.400 km’ye ulaştı. Bu kanallardan en önemlileri, Büyük Göller’i birbirine bağlayanlar ile bu gölleri Mississip­pi Irmağına bağlayan Illinois ve Michigan kanallarıdır.

Demir ve kara yollarının yaygınlaşması, kanal yapımcılığındaki hızlı gelişmeyi yavaş­latmakla birlikte, kanal ticareti önemini korumaya devam etti. Avrupa’daki ülkele­rin çoğu birbirine ırmak ve kanallarla bağlı olduğundan Avrupalılar ticaretlerinin bü­yük bir bölümünü suyollarıyla yapmayı sürdürdüler. Eski Sovyetler Birliği de iç bölgelerinin gelişmesini sağlamak amacıyla çok uzun kanallar açarak Moskova’yı Beyaz Deniz, Karadeniz, Baltık Denizi, Azak Denizi ve Hazar Denizine bağladı. Bu girişim hem Moskova’yı önemli bir iç liman durumuna getirdi, hem de dünyadaki top­lam kanal uzunluğunun artmasında önemli bir rol oynadı.

19. ve 20. yüzyıllarda kara suyolu yapımı projelerinin çoğalmasıyla birlikte, denizaşırı taşımacılıkta da büyük gelişme oldu. Alman­ya’nın kuzeyinde, Kuzey Denizinden Baltık Denizine birkaç yüz kilometrelik bir yolla geçilmesini sağlayan Kiel Kanalı da bu amaç doğrultusunda gerçekleştirildi. 2.300 yıl önce I. Dareios’un başlattığı Kızıldeniz ile Akdeniz’i birleştirme çalışması, 1869’da Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla sonuçlandı. Kuzey Yarım küre’de ise 1914’te, gemilerin Güney Amerika’nın çevresinden dolaşmadan Atlas Okyanusundan Büyük Okyanusa geçmesine olanak sağlayan Panama Kanalı açıldı. ABD’de birçok kanal ve havuzdan oluşan St. Lawrence Suyolu 1957’de açıldı ve böylece hem Büyük Göller’deki göller Kuzey Atlas Okyanusuna bağlandı, hem de Toronto ve Chicago gibi kentler birer okyanus limanı durumuna geldi.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER