3:48 pm - Perşembe Nisan 24, 2014
Sponsorlu bağlantılar

İşçi Göçü Nedir Nedenleri ve Sonuçları

Pazar, 23 Haziran 2013, 9:26 | Ekonomi | 1 Yorum
by admin
Sponsorlu bağlantılar

İşçi Göçü Nedir, İşçi Göçü Nedenleri ve Sonuçları

İşçi göçü, işçilerin bir ülkeden başka bir ülkeye uzun süreli olarak çalışmak amacıyla göç etmesidir. Terim aynı zamanda niteliksiz iş gücünün geçici, mevsimlik işlerde çalışmak üzere genellikle aynı ülke içinde bir bölgeden başka bir bölgeye kaymasını an­latmak için kullanılır. Daha çok Avrupa ülkelerinde görülen uluslararası işçi göçü uzun süreli ya da kalıcı yeni bir yerleşime yol açarken, mevsimlik işlerde çalışmak üzere aynı ülke içinde yer değiştiren işçiler göç ettikleri bölgeleri ve çalıştıkları işleri sık sık değiştirirler. Aynı yerleşim bölgesinde genellikle günlük olarak işlerini değiştiren işçilere ise düzensiz iş gücü adı verilir.

Uluslararası işçi göçü başka bir ülkede iş bulmak ya da daha iyi çalışma olanakları elde etmek arayışının bir sonucudur. Eko­nomik olarak gelişmiş ülkelerde işgücünün giderek daha nitelikli bir hale gelmesi ve belirli işlerden uzaklaşmaya başlamasıyla işgücü açığı belirmiş ve bu açığın işgücü fazlası bulunan ülkelerden karşılanması yo­luna gidilmiştir. Öte yandan, işçi göçünün işçi gönderen ülkelerin ödemeler dengesini olumlu yönde etkilediği, bu ülkelerdeki işgücü piyasasındaki baskıyı azalttığı ve göç eden işçilerin bazıları bir süre sonra eğitil­miş, nitelikli işgücü olarak ülkelerine dön­düklerinden ekonomiye olumlu katkıda bu­lunduğu ileri sürülmüştür.

Özellikle Sanayi Devrimi’nden sonra eşit­siz gelişmenin ve ekonomiler arasındaki farklılaşmanın doğal sonucu olarak uluslar­arası alanda işgücü hareketliliği artmıştır. İngiliz iktisatçı ve demograf Thomas Malthus nüfus artışının yol açtığı göç olgusuna dikkat çekerken, Kari Marx ekonomik den­gesizliklerin insanları uluslararası göçe zorladığını belirtmiş ve topraksız İrlanda köy­lülerinin İngiliz sanayisinin yedek işgücünü oluşturmasını buna örnek göstermiştir.

Batı Avrupa’da 1960′larda ve 1970′lerde görülen kitlesel işçi göçü savaş sonrasındaki hızlı ekonomik gelişme sürecinin bir sonu­cuydu. Ekonomileri hızla büyüyen ve zenginleşen Batı Avrupa ülkeleriyle işgücü fazlası bulunan Akdeniz yöresi ülkeleri kitlesel işçi göçünün iki ucunu oluşturdu. Hızlı büyümenin yanı sıra nüfus artışı oranındaki düşüşler, yaşlı nüfusun fazlalığı gibi demografik gelişmeler de bazı Batı Avrupa ekonomilerinde işgücü sıkıntısının doğmasına yol açtı. Özellikle temizlik, ba­kım gibi hizmetlerle, inşaat ve madencilik gibi genellikle niteliksiz işgücünü gerektiren emek yoğun işler için yurtdışından ucuz işgücü alınması yoluna gidildi. Ayrıca, işve­renlerin işgücünün maliyetini düşürmek ve örgütlenmesini engellemek amacıyla yaban­cı işgücüne başvurmaları da işçi göçünü hızlandıran bir başka etken oldu.

1980′lerin başlarında Batı Avrupa’nın çe­şitli ülkelerinde yaşayan ve çoğunu göçmen işçilerin oluşturduğu yabancıların sayısı 12 milyonun üzerine çıkmıştı. Sayılan ve yerli nüfusa oranları bakımından en çok yabancı işçi çalıştıran Batı Avrupa ülkeleri Al­manya, Fransa, İngiltere ve İsviçre’dir.

İngiltere’nin 19. yüzyıl boyunca temel göç­men işçi kaynağı İrlanda oldu. 1945-60 arasında özellikle Uluslar Topluluğu ülkele­rinden her yıl ortalama 30 bin işçinin göç ettiği İngiltere’de yabancıların sayısı 1960 ortalarında ülke nüfusunun yüzde 5′ini oluş­turuyordu. II. Dünya Şavaşı’ndan sonra en çok yabancı işçi gereksinimi duyan ülke Fransa’ydı. Bu yüzden Fransa, Avrupa’da işgücü alımını devletin denetimindeki anlaş­malara bağlayan ilk ülke oldu. 1970′te 2 milyona yakın yabancı işçinin çalıştığı Fransa’da göçmen işçilerin çoğunluğunu İspan­yol, Portekizli ve Cezayirli işçiler oluştu­ruyordu. Bu arada Faslı, Yugoslav ve Türk işçileri de belli bir ağırlık kazanmışlardı. 1980′in sonunda ülke nüfusunun yüzde 7,7′sini oluşturan 4 milyonun üzerinde ya­bancının yaşadığı Fransa, Batı Avrupa’nın ikinci büyük göçmen ülkesi durumuna gel­mişti. Eski Batı Almanya ise birçok ülkede işçi büroları kurarak, işverenlerin gereksi­nimlerine göre işçi alımı yoluna gitti. Batı Almanya’ya işçi göçünün kaynağım büyük ölçüde İtalyan, Yunan, İspanyol, Türk ve Yugoslav işçiler oluşturdu. Batı Almanya’ da, 1956′da 95 bin dolayında olan yabancı işçi sayısı 1970 sonunda 3 milyona ulaşmıştı. 1973′ten sonra işçi alımı durdurularak ya­bancı işçilerin ülkelerine dönmeleri yönün­de özendirici önlemler alındığı halde yabancıların ülke nüfusu içindeki oranı artmaya devam etti. 1980′de üçte birini Türklerin oluşturduğu yabancı nüfus 4,5 milyonla toplam ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 8′ine ulaşmıştı; bu oran iki Almanya’nın birleş­mesi öncesinde 1990′da yüzde 7′nin altına inmişti. İsviçre 19. yüzyıl sonlarından başla­yarak Avrupa’da işçi göçünün çekici odaklarından birisi oldu. Göçmen işçi alımı İsviçre’ de devletin düzenlemesiyle değil, işverenle­rin kendi seçimleri ve çabalarıyla gerçekleş­ti. Bu ülkedeki yabancıların sayısı 1974′te yaklaşık 1 milyonla ülke nüfusunun yüzde 6,5′ini oluşturuyordu.

1960′larda Batı Avrupa ülkelerinde çalış­ma olanağının doğması ve yurtiçindeki eko­nomik koşulların zorlamasıyla Türkiye’den yurtdışına hızlı bir göç başladı. Önce kişisel girişimlerle başlayan bu göç daha sonra devletin denetiminde kitlesel bir nitelik kazandı. Batı Almanya başta olmak üzere Fransa, Avusturya, Hollanda, Belçika ve İsviçre gibi ülkelere çok sayıda işçi gitti. 1973′ten sonra Batı Avrupa ülkelerinin ya­bancı işçi alımını durdurması Türkiye’den bu ülkelere olan işçi göçünü yavaşlatmakla birlikte sona erdirmedi ve Batı Avrupa’daki Türk göçmen nüfusu artmayı sürdürdü. Bu artışın başlıca kaynaklarını kaçak işçi göçü, siyasal sığınmalar, aile birleşmeleri ve ora­daki nüfus içindeki doğumlar oluşturdu. Batı Avrupa’daki Türk göçmen işçilerinin yaklaşık yüzde 56′sı Almanya’da bulunmak­tadır. Batı Almanya’daki Türk işçilerinin sayısı 1960′ta 1.700, 1968′de 172 bin iken, 1974′te aileleriyle birlikte 1 milyonun üzeri­ne çıkmıştı. 1991 sonunda ise Almanya’daki Türk işçilerinin sayısı 694.502, aileleriyle birlikte Türk nüfus ise 1.779.586′ydı. Bu nüfusun üçte birinden fazlasını 16 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyordu ve bunlar arasında okullaşma oranı, temel eğitim dü­zeyinde ancak yüzde 58,5′ti. İşçi göçü genel­likle birkaç yıllık geçici bir süre için planlan­mış olmasına karşın giderek kalıcı bir niteli­ğe dönüşmektedir. Özellikle işçi göçünün yoğunlaştığı Almanya’daki Türk nüfusu ar­tık “geçici” ya da “konuk” olmaktan çok bir “göçmen azınlık” niteliği taşımaktadır. Bu durum ayrıca, yurtdışında ikinci, hatta üçüncü kuşak sorununu da yaratmıştır. 1970′lerde Batı Avrupa ülkelerinin işgücü talebi azalınca, özellikle 1975′ten sonra Türkiye’den Libya, Suudi Arabistan, Ür­dün, Irak gibi Arap ülkelerine işçi göçü başladı. Bu ülkelerde çalışan Türk işçileri­nin sayısı hızla artarak 1991′de 183 bine ulaştı. 1991′de yurtdışına göç eden 52.533 işçinin yüzde 86′sı Ortadoğu ülkelerine ve Libya’ya gitti. Arap ülkelerine olan işçi göçü, işlerin önceden belirlenmiş olması ve işçilerin genellikle ailelerini geride bırakma­ları gibi özellikleri bakımından Batı Avru­pa’ya olan göçten farklı gelişti. Örneğin, 1991′de Suudi Arabistan’da 130 bin Türk işçisinin yaşamasına karşın, eş ve çocukların sayısı yok denecek kadar azdı; Libya’da da 10.221 işçi çalışıyor, eş ve çocuklarının sayısı ise 115′i geçmiyordu. Arap ülkelerine olan göçün Avrupa ülkelerine olandan bir başka farkı da kalıcı yerleşimlere yol açmamasıdır. 1991′in sonunda yurtdışındaki göç­men işçilerin sayısı 1.250.964, aileleriyle birlikte toplam nüfus 2.857.696′ydı. Uluslararası nitelik taşımayan işçi göçü genellikle tarımsal üretimde hızlı artışların olduğu ya da kentlerdeki yüksek ücretler nedeniyle tarım işçilerinin sayısında hızlı düşüşlerin olduğu bölgelerde ortaya çıkar. Bu tür işçi göçü genellikle Kuzey ve Güney Amerika’da, Asya’da, Afrika’da görülür; Avustralya ve Avrupa’da ise görece olarak daha azdır. Aynı ülke içinde yer değiştiren işçiler gittikleri bölgelerde kalıcı olarak yer­leşmezler; iş arayarak ve hemen hiç beceri gerektirmeyen mevsimlik ya da geçici işlerde çalışarak bir bölgeden öbürüne göç ederler. Başka işçi gruplarıyla karşılaştırıldığında ücretleri daha düşük, çalışma ve yaşama koşulları daha ağırdır. Sanayi ve düzenli tarım işçileri için var olan sendika örgütlenmelerinden ve çalışma yaşamını düzenleyen yasalardan da genellikle yararlanamazlar. Bu tür göçmen işçilerin başlıca etkinlik alanı tarımsal ürünlerin hasatıdır. Göçmen işçilerin sayısına ve demografik özelliklerine ilişkin çok az güvenilir istatistik vardır. ABD’de mevsimlik ya da geçici işler bul­mak amacıyla bir bölgeden başka bir bölge­ye göç eden işçi sayısı 1920′lerde 2 milyon, 1940′larda da 1 milyonun üzerinde iken, son yıllarda 500 binin altına düşmüştür. Göç­men işçilerin çoğunun yaşı 30′un altındadır ve genellikle erkeklerden oluşur. Eşleri ve çocuklarıyla birlikte göç edenler okul ve başka hizmet alanlarında büyük sorunlarla karşılaşırlar. Makineleşmenin yüksek bir düzeye ulaştığı ekonomilerde hem göçmen işçi arzı, hem de talebi düşüktür. Örneğin ABD’de II. Dün­ya Savaşı’ndan önce çok sayıda göçmen işçinin çalıştığı pamuk ve buğday haşatında, makineleşmenin sonucu olarak yalnızca az sayıda düzenli işçi çalıştırılmaya başlamıştır.

İşçi Göçü nedir ile işçi göçünün sebepleri ve sonuçları, İşçi göçünün tarihi hakkında bilgi.

1 yorum yazılmış, sizde hemen aşağıdan yorum yazabilirsiniz "İşçi Göçü Nedir Nedenleri ve Sonuçları"

  1. Selin diyor ki:

    Çok yardımci oldu gerçekten teşekkürler:)

Yorum Yazın

Sponsorlu bağlantılar

Gizlilik ve İletişim

Sitemizde hiçbir şekilde illegal içeriklere yer verilmez. 2013mersin.net sitemizle ilgili olarak telif hakkı iddiasında bulunan kişi ya da kurumlar 2013mersinnet[a]gmail.com   adresine e-posta atabilirler.

Site yazarlarımızdan kaynaklı ihlal içeren yazılar, uyarı yapıldığı sürece derhal kaldırılacaktır. Detay için tıkla >> Gizlilik Politikası

Dost Siteler