Bilgi Zamanı

İş Nedir Tanımı

İş Nedir Tanımı
17 Haziran 2013 - 8:40 'de eklendi ve 1158 kez görüntülendi.

İş Nedir, İş Ne Demek Tanımı

İş, iktisatta ve sosyolojide, toplumun varlı­ğını sürdürmesi için gerekli emek ve etkin­liklerdir.

İlk insanların temel ekonomik etkinliği avcılık ve toplayıcılıktı. İnsanlar 40 bin yıl önce gruplar halinde ava çıkmaya başladı­lar. Toplayıcılık da kabilenin daha genç ve zayıf üyelerine bırakıldı. Kadınlar büyük olasılıkla çocuk doğurdukları için avcılık etkinliği içinde yer almadılar. Bazı ilkel topluluklar silah yapımında uzmanlaşarak işbölümünün ilk örneklerinden birini oluş­turdular. Toplayıcılık aşamasından tarıma geçilmesiyle birlikte yiyecek miktarında az da olsa bir artık elde edildi. Böylece kabilenin bazı üyelerinin çömlek yapımı, dokumacılık, metallerin işlenmesi gibi el sanatlarıyla uğraşmaları için olanak doğdu. Yiyecek arzının yeterli düzeye yükselmesi ve bakırla tunçtan yapılan aletlerin gelişme­si, daha karmaşık bir biçimde örgütlenmiş toplumların ortaya çıkmasına yol açtı. Kentler kuruldukça ticaret, hukuk, sağlık ve savunma alanlarında uzmanlaşmış yeni meslekler doğdu. Ekonomik etkinliklerin giderek karmaşıklaşması düzenli kayıtların tutulmasını gerektirdi ve böylece muhasebe gelişti.

Katı hiyerarşik bir yapıya sahip olan bu toplumlar krallar ve soylular tarafından yönetilir, rahipler belirli yönetim görevleri­ni yürütür, tüccarlar da zanaatçıların üret­tikleri ürünlerin el değiştirmesini sağlardı. Köylüler aile çiftliklerinde, kölelerse ma­denlerde, piramitler ve sukemerleri gibi büyük projelerin inşasında ve zanaatçıların atölyelerinde çalışırdı. Bir ustanın yöneti­minde bir düzineden daha az sayıda işçinin metal silah ve alet ürettiği bu zanaatçı atölyeleri modern fabrikanın ilk örneklerini oluşturdu.

Avrupa’da Roma İmparatorluğu’nun da­ğılmasından hemen sonra kendine yeterli küçük ekonomik birimlerin, bir başka de­yişle /ie/lerin ortaya çıkmasıyla işin örgüt­lenme biçiminde de belirgin değişiklikler oldu. Ekonominin temelinin toprağa dayan­dığı bu dönemde büyük toprak sahibi feodal beyler, kolluk, vergilendirme, yargı vb gibi alanlarda kendilerine bağımlı köylüler üze­rinde geniş yetkiler elde ettiler. Köylülerin çoğu işledikleri topraklara bağlı olan seri­lerdi; toprağa bağlılık ise babadan oğula geçerdi. Serfler toprak sahibine belirli öde­meler ve hizmetler yapmakla yükümlüydü­ler. Ayrıca, toprakları kiracı ya da ortakçı olarak işleyen köylülerle, çok az sayıda özgür köylüler de vardı. Ortaçağ ekonomisi­nin bir başka önemli özelliği duvarcılara, oymacılara, camcılara iş olanağı sağlayan kiliselerdi.

Yeni feodal toplumun istikrar kazanmasın­dan sonra ticaret ve kent yaşamı yeniden canlandı, bölgeler arası ticaret gelişti. Kent yaşamı canlandıkça daha büyük önem kazanan loncalar 14. yüzyılda etkinliklerinin doruğuna ulaştılar. Loncaların amacı, belirli bir meslek dalında emek arzını sınırlandır­mak ve üretimi denetlemekti. Lonca üyele­ri, hiyerarşik düzene bağlı olarak, ustalar, kalfalar ve çıraklar biçiminde sıralanıyordu. Ticaretin önem kazanmasıyla zanaatçılar tüccarlara bağımlı hale geldi ve loncaların iç yapıları çözülmeye başladı.

Yaklaşık İS 1000’den sonra dericilikte, madenlerde, değirmenlerde ve fırınlarda el emeğinin yerini rüzgâr ve su enerjisi aldı. İnşaat işlerinde ise makineleşmenin önemli bir etkisi olmadı. Usta duvarcıların deneti­minde inşa edilen kiliseler ve şatolar tümüy­le el işçiliğine dayanıyordu. Bu duvarcı ustaları yapının tasarımını hazırlamanın ya­nı sıra muhasebe kayıtlarını tutar ve gerekli hammaddeleri satın alırlardı.

Teknoloji alanındaki ilerlemeler, keşifler ve sömürgecilik ekonomik yaşamda köklü değişikliklere yol açtı. 16. ve 18. yüzyıllar arasında pazarın büyümesi, yeni malların üretilmesi ve teknolojik gelişme sonunda sanayi alanında önemli ilerlemeler oldu. Ev sanayisinin yerini belirli sanayi dallarında, özellikle dokumacılıkta, büyük atölyelerde yapılan üretim aldı. Sermaye birikiminin hızlandırılması ve bu birikimin yatırımlara yöneltilmesi amacıyla bankacılık, sigortacı­lık ve ihracat alanlarında yeni yöntemler geliştirildi. Sanayinin kapitalistleşmesi süre­cinde, lonca sistemi ortadan kalkarken, usta-kalfa-çırak ilişkisinin yerini işçi-işveren ilişkisi aldı. Bu dönüşüm en belirgin biçim­de kendini İngiltere’de gösterdi. Bu ülkede çeşitli şirketlere tekel konumu sağlayan beratların verilmesi, finans ve ticaretin ge­lişmesi ve 18. yüzyılda makinenin, özellikle buhar gücünün kullanılmaya başlaması dö­nüşümü büyük ölçüde hızlandırdı.

İşin örgütlenmesindeki en önemli değişik­likler Sanayi Devrimi’yle birlikte başladı. Atölyelerin yerini fabrikaların alması vasıf­sız ya da yarı vasıflı işçilerin istihdam edilmesine yol açtı. Bu yeni örgütlenme biçimi bir malın üretim süresini kısalttı, maliyetini düşürdü-ve niteliğini iyileştirdi. Ama daha önce üretim sürecini kendileri denetlemiş olan işçiler fabrikaların gerek­tirdiği disipline karşı çıktılar. Böylece atöl­ye ve loncalardakinden çok daha karmaşık bir gözetim hiyerarşisi kuruldu. Fabrika sahipleri işçileri denetim altında tutarak onları makinelerin hızında çalışmaya zorla­dılar.

Sanayi Devrimi büyük kentlerin kurulup gelişmesine yol açarken, kentleşme de ta­rımsal verimliliğin artırılmasını zorunlu hale getirdi. Bunun sonunda tarımda gübre ve makine kullanımı yaygınlaştı, hayvancılık bilimsel yöntemlerle yapılmaya başladı.

19. yüzyılda takım tezgâhlarının geliştiril­mesinden sonra, standart parça kullanımı ve işbölümünün de yardımıyla düşük mali­yetle büyük miktarlarda mal üretimi ola­naklı hale geldi. Seri üretim sanayi kuruluş­larının daha da büyüyerek giderek artan sayıda yönetici, denetçi, muhasebeci, bilim adamı, satış görevlisi gibi belirli alanlarda uzmanlaşmış personel kullanmalarını gerek­tirdi. Bazı durumlarda büro işlerinde bile sanayideki bant sistemine benzer bir örgüt­lenmeye gidildi.

20. yüzyılda sanayileşmiş ülkelerde uzman­laşma ve profesyonelleşmenin önem kazan­masıyla birlikte, işçilerin çalışmaya özendi­rilmesi, verimlilik, teknolojinin etkin kullanımı ve bilimin sanayiye uygulanması gibi alanlarda araştırmalar yapılmaya başladı; ergonomi, yöneylem araştırması ve sistem mühendisliği gibi yeni meslek dalları ortaya çıktı.

Seri üretim sürecindeki gelişmenin ulaştığı son nokta otomasyondur. Otomasyon, en uç biçimiyle el emeğinin bütünüyle ortadan kaldırılması ve insan becerisinin ötesinde bir kesinlik ve kalite sağlayan otomatik denetimlerin uygulanması anlamını taşır. Günümüzde tam bir otomasyona geçilme­miş olmakla birlikte, birçok sanayi dalında otomatik denetim sistemlerinin kullanılma­ya başlamasıyla birlikte iş örgütlenmesinde büyük değişiklikler olmuştur. Öte yandan artan makineleşme ve otomasyonun kitlesel işsizliğe yol açacağı yolunda görüşler ortaya atılmıştır. İş nedir açıklaması sözlük anlamı.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER