Bilgi Zamanı

Honore De Balzac Hayatı- Eserleri- Kısa Hayatı

Honore De Balzac Hayatı- Eserleri- Kısa Hayatı
29 Haziran 2013 - 12:17 'de eklendi ve 1937 kez görüntülendi.

Honore De Balzac Kimdir, Honore De Balzac Eserleri, Honore De Balzac Kısa Hayatı

Balzac, Honore de, asıl adı honorG balssa (d. 20 Mayıs 1799, Tours – ö. 18 Ağustos 1850, Paris, Fransa), Comedie humaine (İnsanlık Komedisi) başlığı altında topladığı roman ve öyküleriyle tanınan Fransız yazar. Mantık ilişkisi içinde birbiri­ne bağlanan olaylar, tutarlı kahramanlar ve güçlü diyaloglarla, belirli kurallara uyan klasik roman türünün yerleşmesinde önemli rolü olmuştur.

Yaşamının ve yazarlığının ilk yılları. Bal­zac güneyli, köylü kökenli bir ailedendi. Devlet memuru olan babası, 1789-1814 arasında Tours’da bulunduğu yıllar dışında, çoğunlukla Paris’te görev yaptı. Aristokrat- lann adlarının bir parçası olan “de” takısını almaya haklan olmadığı halde önce kendisi, sonra da oğlu bu takıyı kullandılar. Ho- nore’nin annesi kumaş üreten bir burjuva ailesinden geliyordu ve onun, düşüncelerini derinden etkileyen çeşitli sözde bilimlere ve okkültizme (hipnoz, magnetizma, uyurge­zerlik, fizyonomi, frenoloji ve illuminizm) bağlanmasında herhalde önemli bir rolü olmuştu. Kız kardeşi Laure (de Surville) Honore’nin tek çocukluk arkadaşıydı ve ilk yaşamöyküsünü yazan da o oldu.

Balzac yaklaşık altı yıl Vendöme’daki College des Oratoriens’da okudu. Napo- leon’un devrilmesinden sonra ailesi Paris’e taşındı. Balzac burada iki yıl daha okula gitti, sonra üç yıl bir avukatın bürosunda çalıştı. Ama edebiyatı meslek edinmeye karar vermişti. Trajedi türünü denediği Cromwell (1819) ile başan elde edemeyince romana yöneldi. Ürünleri duygusal ve mis­tik bir hava taşıyordu. Para kazanmak amacıyla tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. Bunlarda değişik adları bir araya getirerek oluşturduğu çeşitli takma adlar kullandı. Sonra toplumsal yergiyle ilgilen­meye başladı; o dönemdeki bilim ve hukuk derlemeleri üzerine parodiler (“fizyolojiler” ve “kurallar”) yazdı. Bundan sonra yayıncı, matbaacı ve hurafatçı olarak iş yaşamını denedi. 1828’de iflasın eşiğine gelince işten çekildi, ama bir daha borçtan kurtulamadı. Yeniden yazarlığa döndü. Artık çıraklık dönemi kapanmıştı.

1829’da yazdıkları Balzac’ı üne çok yaklaş­tırdı. Kendi adıyla yayımlanan ilk romanı Les Chouans ÇKöylü İsyanı, 1974, 1985/ Şuanlar, 1977), bu adla anılan Breton köylüle­rini ve bunların, krallığın yemden kurulması için 1799’da Batı Fransa’da yapılan gerilla savaşlarında oynadıkları rolü anlatan tarih­sel bir romandı. Aynı yıl yayımlanan öteki yapıtı La Physiologie du mariage’da (Evliliğin Fizyolojisi) kendi adım kullanmadı. Yergi ve mizahın ön planda olduğu bu roman, aldatı­lan koca konusunu işliyor, hem aldatılmanın nedenlerini, hem de bunun nasıl önlenebilece­ğini gösteriyordu. Roman Balzac’ın kadınlara duyduğu sempatiyi ve anlayışlı yaklaşımım ele veriyordu. Daha sonraki romanlarında bu özelliğinin açıkça ortaya çıkmasıyla da ünü yerleşmeye başladı.

Ailesi Versailles’a çekilmişti, Balzac ise zamanının çoğunu Paris’te geçiriyordu. Tours’dan gelen taşralı çoktan bir Parisli olmuş, bir apartman dairesine yerleşmişti. Gürültücü, biraz kaba, ün, servet ve aşk hırsıyla dolu, ama hepsinden önemlisi deha­sının bilincinde biri olarak yalnızca edebiyat dünyasıyla yetinmeyip günün gözde sanat çevrelerini de fethetmeye kararlıydı. Kadın­larla ilişkileri oluyordu. Bununla birlikte ilk aşkları arasında Madame de Laure Berny’nin (la Dilecta “sevgili”) özel bir yeri vardı. Balzac’ın çoğu romanının esin kaynağını oluşturan olgun kadın tipini anlamasına yardımcı olan da kuşkusuz oydu.

Balzac, özellikle 1828-34 arasında, yapaca­ğı işlerin parasını peşin alıp harcayan bir züppe ve çapkın olarak düzensiz bir yaşam sürdü. Süslü giysileri, seyisi ve iki tekerlekli arabası, şık bastonu ve başka süs eşyaları için döktüğü paralar eğlence konusu oldu. Büyüleyici öyküler anlatan biri olarak sos­yetede kabul gördü. Ama bu gösterişli toplumsal yaşam daha sonra olduğu gibi o sıralarda da ona her şeyden çok, garip çalışma nöbetlerinden bir kaçış sağlıyordu. Balzac çalıştığı zaman, keşişlerin giysilerini andıran beyaz geceliği, kaz tüyü kalemiyle ve hiç durmadan kahve içerek 14-16 saat masasında oturuyordu. Çok para kazanma merakından hiçbir zaman vazgeçmemiş, ama bir yandan da çağının para tutkusuna içerlemeye başlamıştı. Yayıncı ve matbaacı­lardan her zaman çok şey bekledi. Bununla birlikte gerçekte her şeyi belirleyen ondaki olağanüstü yaratıcılık dürtüsü ve yaşadığı çağı düzeltme isteğiydi. XVIII. Louis ve X. Charles dönemlerinde polemikçi ve yergici bir gazetecilik anlayışı yaygınlaşmıştı. Gerici bakanlara saldıran, genellikle küfür dolu, ucuz, küçük gazeteler ortaya çıkmaya başlamıştı. 1829-31 arasında Balzac bu tür gazetelere yazılar verdi, hatta içlerinden birinin, La Caricature’ün kurul­masına da yardım etti. Bunlar çoğunlukla liberal gazetelerdi, ama Balzac artık liberal düşünceli bir insan değildi. Mutlakiyetçiliğe yakınlık duyuyordu; 1832’de yazıları kralcı Le Renovateur’de çıkmaya başladı. Bundan sonra gazete yazarlığını La Revue de Paris gibi saygın dergilerle sınırlandırdı. Ne var ki bunlarla bile sürekli bir kavga içindeydi; daha sonra sert ve unutulmaz eleştiriler yönelteceği basına kin beslemeye başla­mıştı.

Balzac bir yandan son hızla çalışırken, bir yandan da alacaklıları kapısını aşındırıyor­du. 1835’te Paris’ten bir banliyö semti olan Chaillot’ya taşındı. Orada da mahkeme ilamı getiren memurları atlatmak için dâhi­ce planlar kurmak zorunda kalıyordu. Ro­manı tiyatronun bir çeşidi olarak gören Balzac, 1829-30 arasında Scenes de la vie privee’nin (Özel Yaşamdan Sahneler) ilk altı kitabım yazdı. Bu dönemin özel önem taşıyan iki romanı, Le Cure de Tours (Toıırs Papazı, 1949) ile Eugenie Grandet (Euge- nie Grandet, 1938, 1991) onun ikinci bir tür sahneye (scene), yani taşra yaşamına yönel­diğini gösterir. La Comedie humaine. 1834 yıh Balzac’ın yaşamında bir dönüm noktasıdır. Yapıtları­nı büyük bir bütün oluşturacak biçimde tasarlaması bu yıla rastlar. Yapıtlarını üç genel grupta toplamayı düşünüyordu. İnsan yaşamını ve toplumu yöneten ilkeleri ele alan Etudes analytiques (Çözümleyici ince­lemeler); insan eylemini belirleyen nedenle­ri ortaya koyan Etudes philosophiques (Fel­sefi İncelemeler) ve bu nedenlerin sonuçla­rını gösteren altı sahneye (özel, taşralı, Parisli, siyasal, askeri ve kırsal) bölünecek olan Ûtudes de moeurs (Töre İncelemeleri). Bütün bu tasan sonuçta 12 cilt (1834-37) halinde gerçekleşti. Utudes philosophiques’ in (Aralık 1834) ilk cildinin başında Felix Davin adlı bir arkadaşının yazdığı çok önemli bir açıklayıcı önsöz yer alıyordu. Balzac, 1840’ta bu yapıtlarının tümüne Dante’yi anıştıran bir başlık koydu: La Comedie humaine (İnsanlık Komedisi). Ya­pıtın çıkmasını sağlamak için bir grup yayıncıyla ilişki kurdu. 1842-48 arasında (1842’de yazılmış ünlü bir önsözü de içeren) 17 ciltlik bir baskı gerçekleştirildi. Balzac’ın 1845’te hazırlamaya başladığı ve yeni eklen­tiler de içeren başka bir baskı da 1869-76 arasında 24 cilt olarak yayımlandı. Balzac’ın, yapıtlarında aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme düşüncesi de 1834’te olgunlaştı. Her zaman kullanabilece­ği bir dizi karakter yaratacak, böylece roman dünyasına bir bütünlük ve tutarlılık duygusu katacaktı. Belirli bir kahramanını değişik yapıtlarda bazen ön planda, bazen arka planda tekrar tekrar ortaya çıkararak onun okurun zihninde yavaş yavaş canlan­masını sağlayacaktı. Bu tekniği ilk olarak, Gerçekçilik akımının başyapıtı sayılan Le Pere Goriotda (1834; Goriot Baba, 1943, 1991) uyguladı. Oldukça yapay gibi görülse de bu teknikle Balzac, okuru insan deneyi­miyle ilişki içinde olduğuna inandırabiliyor- du. Bunun da ötesinde, bu teknikten yarar­lanması Balzac’ı çağdaş anlamdaki roman dizisinin yaratıcıları arasına sokar.

Orta ve son dönemi. Balzac 1841’de, “Yaşamımın öyküsü yapıtımın öyküsüdür,” diye yazmıştı. Bu nedenle Balzac’ı hem bir yazar, hem bir toplumsal ilgi merkezi, hem de özellikle aşk serüvenlerini hâlâ sürdüren biri olarak göz önüne almak gerekir. 1832’de Ukraynalı yaşlı bir toprak sahibinin karısı Polonyalı Kontes Eveline Hanska ile dost olmuştu. Mektuplarında pek çok kadın gibi o da Balzac’ın yazılarına duyduğu hayranlığı belirtmişti. 1833’te İsviçre’de iki kez karşılaştılar. Cenevre’deki ikinci karşı­laşmalarında aralarında bir aşk ilişkisi baş­ladı; sonra 1835’te Viyana’da yeniden bu­luştular. Hanska’nın kocası öldüğünde ev­lenmeye karar vererek mektuplaşmayı sür­dürdüler. Balzac’ın ölümünden sonra ya­yımlanan Letters â l’etrangere (1889-1950, 4 cilt; Bir Yabancıya Mektuplar), onun hem yaşamı, hem de yapıtları konusunda önemli bir bilgi kaynağıdır. Yapıtlarının çarpıcı bir özelliği de kahramanlarım tasarlarken, tanı­dığı belirli insanlardan hem çok açıkça, hem de çok incelikli bir biçimde yararlanmasıdır. Madame Hanska’ya olan bağlılığının güç­lenmesine karşın 1834’te, uzun yıllar metre­si, dostu ve koruyucusu olacak bir başka kadınla tanıştı: Kont Guidoboni Visconti adlı garip yönleri olan bir İtalyanın, İngiliz karısı Sarah Frances Lovvell (Kontes). Ayrı­ca 1835’te Jane Digby ile de (Lady Ellenbo- rough) geçici bir ilişki kurdu. Aslında Balzac’ın Madame Hanska’yı kıskançlık nöbetlerine sokan sevgilileri sayılamayacak kadar çoktu.

Balzac’ın La Chronique de Paris (1836) ve La Revue Parisienne’deki (1840) yayımcılık girişimi başarısız oldu. 1836 ve 1837’de italya gezilerine çıktı. 1838’de Versailles yakınlarında borçlarını iyice kabartan Les Jardies adlı çok güzel bir ev yaptırdı; 1840’ta buradan ayrılıp Passy’de bir eve (bugün Balzac Müzesi) yerleşti. 1839’dan sonra tiyatroda başarı sağlamak için yinele­nen, ama sonuç vermeyen girişimlerde bu­lundu. Edebiyatçılar Derneği başkanı ola­rak yazarların yayın haklan konusunda çalışmalar yaptı. Cinayet işleyen eski bir gazeteci arkadaşını giyotinden kurtarmaya çalıştıysa da başarılı olamadı. La Comedie humaine’in yayın sözleşmesinin imzalandığı bu yıllarda Balzac, Academie Française üyeliğine seçilemedi.

Balzac, Ocak 1842’de Wenceslas Hanski’ nin öldüğünü öğrendi. Artık Eveline ile evlenme umudunun gerçekleşmesini bek­lerken, altından kalkamadığı borçlar ve Eveline’in ertelemeleri gibi pek çok engelle karşılaştı. 1842-48 arasında Balzac onu elde etmek umuduyla, sağlığının gittikçe bozul­masına karşın edebiyat çahşmalannı daha da yoğunlaştırdı. 1843 yazında Petersburg’ da Eveline’le yeniden birlikte oldular. Bun­dan sonraki yaşamı gerilim, acı ve kuruntu­larla geçti. Ama edebiyat alanında verimlili­ğini yitirmedi. La Cousine Bette (Cousine Bette, 1946-47-48, 3 cilt / Bette Abla, 1977) ve Le Cousin Pons’vt (Cousin Pons, 1949) içeren Les Parents pauvres (Yoksul Akraba­lar) en büyük yapıtlan arasındadır. Balzac 1847 sonbahannda Madame Hans­ka’nın Wierzchownia’daki (Polonya) şato­suna giderek birkaç ay geçirdi. Ertesi yıl bir kez daha gittiği bu şatoda hastalanarak 1850 bahanna değin kaldı. Martta Eveline ile evlendiler ve Paris’e gittiler. Balzac, ölü­münden önceki son birkaç ayı orada, her­hangi bir iş yapmadan, sıkıntılar içinde geçirdi.

ÖBÜR YAPITLARI. La femme de 30 ans (1828-44; Otuz Yaşındaki Kadın, 1963, 1990), La Vendetta (1830; Vendetta, 1943), La peau de chagrin (1830; Tılsımlı Deri, 1940, 1968), Gobseck l’usurier (1830; Tefeci Gobseck, 1947, 1961), L’Auberge Rouge (1831; Kırmızı Han, 1946), Un Episode sous Terreur (1831; Terör Devrinde, 1979), Le medecin de campagne (1832; Köy Hekimi, 1942, 1979), Le Chef d’Oeuvre inconnu (1832; Mahvolan Şaheser, 1944 / Bilinmeyen Şaheser, 1945), Louis Lambert (1832; Louis Lam- bert, 1946), Le Colonel Chabert (1832; Kolonel Şabert, 1938 / Albay Chabert, 1944, 1974), Une Fille d’Eve (1833; Bir Havva Kızı, 1970), Ferragus (1833; Onüçlerin Romanı, 1945), La Recherche de L’Absolu (1834; Mutlak Peşinde, 1945, 1965), La Fille aux yeux d’or (1834; Altın Gözlü Kız, 1943), Les Splendeurs et Misöres des Courtisanes (1838-47; Kibar Fahişelerin İhtişamı ve Sefaleti, 1946 / Kibar Fahişeler, 1972, 1990 / Kötü Kadınların Parlayışı, Düşüşü, 1981), Le Lys dans la vallee (1835; Vadideki Zambak, 1941, 1990), Les lllusions Perdues (1835-43; Sönmüş Hayaller, 1949), La Maison Nucingen (1837; Nucingen Banka­sı, 1950), La Cure de Village (1837-45; Köy Papazı, 1952), Cesâr Birotteau (1837; Cesar Birotteau, 1945, 1990), Ursula Mirouet (1841; Ursula Mirouet, 1949), Une Tenebreuse Affair (1841; Karanlık Bir İş, 1941/Esrarlı Bir Vaka, 1949, 1964), Memoires de deux jeunes Mariies (1841; İki Gelinin Hatıraları, 1940, 1983), Modeste Mignon (1844; Modeste Mig- non, 1947), Les Pavsans (1845; Köylüler, 1976, 1985).

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER