Bilgi Zamanı

Dürüst Yargılanma Hakkı

Dürüst Yargılanma Hakkı
21 Mayıs 2013 - 22:56 'de eklendi ve 608 kez görüntülendi.

Dürüst yargılama Nedir, Dürüst Yargılanma Hakkı

Dürüst yargılama, kişisel hakların kullanı­labilmesi ve korunması için, dava işlemleri­nin yerleşik hukuk sistemince benimsenmiş kural ve ilkelere göre yürütülmesidir. Dürüst yargılama (due process) uyarınca yönetim yetkileri ancak yasaların izin verdiği ve onayladığı sınırlar içinde ve kişisel hakları korumaya yönelik yerleşmiş güvenceler çerçevesinde uygulanabilir.

Genellikle ABD Anayasasındaki temel güvencelerden biri olarak ele alman dürüst yargılamanın kaynağı eski İngiliz gelenek hukuku ve meşruti yönetim için yürütülen mücadeledir. Angloamerikan hukukunun benimsediği dürüst yargılama düşüncesinin ilk somut ifadesine Magna Carta’nın (1215) 39. maddesinde rastlanır. Bu maddeye göre hükümdar, “Hiçbir özgür kişinin… soylula­rın tabi olduğu yasal hüküm ve/veya ülkenin hukuku dışında… alıkonmayacağma, hapse atılmayacağına, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacağına, sürgün edilmeyeceğine, herhangi bir biçimde ortadan kaldırılmaya­cağına” söz veriyordu. ABD Anayasası’nı hazırlayanlar dürüst yargılama ifadesine 1791’de onaylanan 5. Ek Madde’de yer verdiler. Bu madde “hiç kimsenin… yasala­rın dürüst yargılama çerçevesinde uygulan­ması dışında yaşama hakkından, özgürlük ve mülkiyetten yoksun bırakılamayacağı”nı öngörür. Bireylerin anayasal haklarının çiğ­nenmesine yol açabilecek eyalet düzeyinde­ki edimlere bu maddenin uygulanamayacağı savunulduğundan, birçok eyalet ancak 1868’de 14. Ek Madde’nin onaylanmasıyla yasama ve yargı işlemlerinde federal düzey­de uygulanan dürüst yargılama kısıtlamala­rının bağlayıcılığını kabul etti.

Dürüst yargılamanın anlamı, ABD Yük­sek Mahkemesi’nin yıllar alan çekişmeli yorumları sonucunda ortaya çıkmıştır. Gü­nümüzde toplumun yaşam koşullarını ileri­ye götürücü nitelikte olan ve öngördüğü araçlar meşru kamu yararıyla uygun bir ilişki içinde olan bir yasa, dürüst yargılama­nın öngördüğü koşulları yerine getirmiş kabul edilir. Söz konusu yasanın serbest dolaşım hakkı, oy hakkı gibi temel bir hakkı düzenlemeye yönelik olduğu durumlarda, getireceği yarar açısından daha titiz bir hukuksal incelemeden geçmesi gerekir. Ekonomiyle ilgili yasa düzenlemeleri de genellikle bu yasayla elde edilecek makul bir genel yararın ortaya konması durumun­da onaylanır.

Yüksek Mahkeme, 14. Ek Madde’nin dürüst yargılama hükmü uyarınca eyaletler için bağlayıcı olacak yargılama usullerini belirlerken, eyalet mahkemelerinde ceza davalanmn yürütülmesini denetlemiş, eya­letlerin hukuk ve idari yargılama usulleri üzerinde de etkili olmuştur. Mahkemenin bu yöndeki kararları hem eyalet yargı işlerine aşırı ölçüde karışıldığı, hem de anayasaya konan ilk 10 ek maddedeki yargı güvencelerinin eyalet mahkemeleri ve fede­ral mahkemelerde aynı ölçüde geçerli hü­kümler olarak ele alınmadığı gerekçesiyle sert eleştirilere uğramıştır.

Bazı yargıçlar 14. Ek Madde’yi düzenle­yenlerin amacını Haklar Bildirisi’ni eyaletler için bağlayıcı kılmak olarak görmüştür. Bazıları ise temel adalet ölçüsüne uymak koşu­luyla eyaletlere kendi işlerini yürütmede belirli bir serbestlik tanınması gerektiğini savunmuşlardır. Zaman içinde ikinci görü­şün büyük ölçüde benimsenmesiyle, dürüst yargılamanın yalnızca “göreneklerde ve hal­kın vicdanında kökleştiği için temel nitelik­te görülen” adalet ilkelerini kapsaması ge­rektiği kabul edilmiştir. Aslında Haklar Bildirisi’nin öngördüğü hususların hemen hepsinin günümüzde bu temel ilkeler arası­na girdiği söylenebilir.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER