Bilgi Zamanı

Büyük Alfred Kimdir

Büyük Alfred Kimdir
22 Mart 2013 - 15:35 'de eklendi ve 1788 kez görüntülendi.

Büyük Alfred

Büyük Alfred, aelfred olarak da yazılır, lakabı büyük alfred (d. 849 – ö. 899), Güneybatı İngiltere’de bir Sakson Krallığı olan Wessex’in 871-899 arasındaki kralı. İngiltere’nin Danların eline geçmesini önledi. Eğitimin ve okuryazarlığın gelişmesi için çalıştı. Anglosakson Vakayinamesi onun döneminde (y. 890) tutulmaya başladı. Büyük Alfred Kimdir hakkında bilgi …

Alfred doğduğunda, bir gün kral olacağı hiç akla gelmemişti, çünkü dört ağabeyi vardı. Kendisi de kral olmak istemediğini, bilgin olarak yaşamayı yeğlediğini söylerdi. Annesinin etkisiyle İngiliz şiirine küçük yaşta ilgi duydu. 853 ve 855’te Roma’ya yaptığı gezilerin de etkisiyle Latin dili ve edebiyatına çok derin bir sevgi besliyordu. Ayrıca, yüzyılın başında ülkesinde bilimin yeniden canlanmasını sağlayan büyük Frank kralı Charlemagne’dan da etkilenmiş olabilir. Ne var ki, ileri yaşlarına değin istediği türde bir eğitim yapma olanağı bulamadı.

Soylu bir gencin görmesi gereken askeri eğitimden geçti. 868’de ilk kez fiili göreve çıktı. Ağabeyi kral I. Aethelred ile birlikte, büyük bir Dan ordusuyla karşı karşıya kalan Mercia kralı Burgred’in yardımına koştu. 865’te Doğu Anglia’ya giren, 867’de Northumbria’yı ele geçiren Danlar ise savaşmaya yanaşmadılar ve barış yapıldı. Ama 871 sonlannda Danlann Wessex’i işgal etmeleri üzerine, uzun süren çarpışmalar başladı. Aethelred 871’de ölünce Alfred onun yerine kral oldu. Wilton’da Danlara yenildi ve yeniden banş yapıldı. Bundan sonra 5 yıl boyunca yeni çarpışma olmadı. 876’da Danlar yeniden Wessex’e yürüdüler. Bazı yerleri aldıktan sonra 877’de geri çekildiler. Ocak 878’deki sürpriz saldınlan onlan başanya çok yaklaştırdı. Chippen-ham’a yerleştiler ve Kral Alfred dışında tüm Batı Saksonları teslim aldılar. Alfred, Somerset bataklıklarındaki bir kaleden Danlara taciz saldınlanna girişti. Paskalya Yortusundan sonraki yedi hafta içinde gizlice bir ordu topladı. Bu orduyla Danları Edington Savaşı’nda yendi. Teslim olan Danlar ertesi yıl Doğu Anglia’ya yerleştiler. Kralları Guthrum vaftiz edildi.

Wessex bir daha böyle bir tehlikeyle karşılaşmadı. Alfred 885’e değin sakin bir dönem geçirdi. 885’te Kent’i işgal eden ve Doğu Anglia’daki Danlann da desteklediği Dan ordusunu geri püskürttü. 886’da saldırıya geçerek Londra’yı aldı. Bu başan üzerine, Dan egemenliğine boyun eğmeyen tüm İngilizler, onun krallığını kabul ettiler. Alfred Londra’yı aldıktan sonra daha fazla ilerlemedi. Ama, Londra’nın ele geçirilmesi oğlunun hükümdarlığı sırasında Dan top-raklannın geri alınmasına olanak verdi; 892’de Alfred, İngiltere’den gelen büyük bir Dan ordusunun saldırısına uğradı. Danlar 896’ya değin mücadeleyi sürdürdüler. Danlann Alfred karşısında tutunamamalarının en büyük nedeni onun aldığı savunma önlemleriydi. Eski kaleleri tahkim ettiriyor, stratejik noktalarda yenilerini yaptınyor, aynca buralarda sürekli asker bulundurmaya çalışıyordu. Ordusunu yeniden örgütlemiş ve ülkenin savunmasında daha 875’te gemilerden yararlanmıştı. Sonralan kendi tasarımı olan daha büyük gemiler yaptırarak savunmada bunlan da kullandı. Yürüttüğü usta diplomasi de Alfred’in savunmasına yardımcı oluyordu. Mercia ve Galler ile dostça ilişkiler kurdu. Galli yöneticiler ondan destek aldıkları gibi, kendileri de ona destek sağladılar.

Alfred savaşta olduğu kadar, devlet yönetiminde de başarılıydı. Akıllı bir yöneticiydi. Maiyetindeki soylulardan (thegn) hem maddi destek hem de fiili hizmet sağladı.

Adalet mekanizmasını ayrıntılarıyla gözden geçirdi. Güçsüzlerin cahil ve yoz yargıçlarca ezilmesini önlemek için girişimlerde bulundu ve yeni bir yasa sistemi getirdi. Bunu yaparken de, eski kitaplardaki ve öteki yasa sistemlerindeki yasama ilkelerini dikkatle inceledi. Güçsüzlerin ve muhtaçların korunmasına özel önem verdi. Kan davasını sınırladı. Yeminlerini bozan ya da sözlerini yerine getirmeyenlere ağır cezalar getirdi. Alfred iyi bir komutan ve yöneticiydi, ama asıl öğrenme tutkusu açısından ender rastlanan bir insandı. Viking hücumlarının, günahkâr halka verilen ilahi bir ceza olduğuna ve bütün olanların cahillikten, öğrenmeye verilen önemin azalmasından kaynaklandığına inanıyordu; çünkü insan ancak öğrenerek erdemli kişi olabilir, Tann’nm buyruklarına göre yaşayabilirdi. Bu yüzden, saldırıların durakladığı 878-885 arasında Mercia, Galler ve Avrupa’dan birçok bilgini sarayına davet etti. Olanakları elveren tüm özgür gençleri İngilizce okumayı öğrenmeye zorladı. Bu arada kendi kendine Latince öğrendi ve Latinceden İngilizceye çeviriler yapmaya başladı. Yardımcılarıyla birlikte, insanlara afal ve erdem yollarım açan; “herkesin mutlaka okuması gereken” birçok kitabı İngilizceye kazandırdı. Alfred’in Papa I. Gregorius’tan çevirdiği Pastoral Care (Regulae pastoralis liber, Papazlar İçin Kurallar) papazların cemaate vaaz verirken kullanacağı bir elkitabıydı. Hippo’lu Aziz Augustinus’tan yaptığı Soliloquies (Kendi Kendine Konuşmalar) çevirisinde başka din bilginlerinin çalışmalarına da yer veriliyor, inanç, mantık ve ebedi yaşamın niteliğine ilişkin sorunlar tartışılıyordu. Boethius’tan yaptığı Consolation of Philosophy (Felsefenin Avuntusu Üzerine) adlı çeviri ise gerçek mutluluk konusunu, ilahi takdirin imanla ve kaderin özgür iradeyle olan ilişkisini ele alır. Boethius’un yaklaşımım tümüyle benimsemeyen ve daha çok Kilise Babalan’na dayanan Alfred, bu son iki çevirisine de dönemin koşullan doğrultusunda eklemeler yapmış, yer yer toplumsal düzene ve kralın görevlerine ait görüşlerini açıklamıştır. Kitabı Mukaddes’in ilk 50 mezmurunu da Alfred’in çevirdiği sanılmaktadır. Orosius’un Histori-arum adversus paganos libri VII (7 Books of Histories against the Pagarıs; Putperestlere Karşı Tarihin 7 Kitabı) adh yapıtı ile Gregorius’un Dialogues (Diyaloglar) adlı kitabı da onun zamanında çevrilmiştir. 890’larda oluşturulmaya başlayan ve Sakson İngiltere-si hakkındaki en geniş kapsamlı bilgi kaynağı olan Anglosakson Vakayinamesi de, Alfred’in canlandırdığı entelektüel ortamda yazılmıştır. Gene bu dönemde mimarlık ve sanat alanlarında da yoğun bir canlılık yaşanmış, Alfred’in sarayına birçok yabancı usta gelmiştir.

Alfred gerçekleştirmek istediği şeylerin yalnızca birinde yeterince başarılı olamadı. Rahipler ve rahibeler için birer manastır kurarak manastır yaşamını canlandırmak istiyordu. Ama, o dönem İngiltere’sinde manastır yaşamı çekiciliğini yitirmişti. Ancak ertesi yüzyıl Avrupa’da görülen canlanmadan sonra Ingiltere’de de bir ilgi oluşmaya başladı.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER