Bilgi Zamanı

Baharat Ticareti

Baharat Ticareti
18 Temmuz 2013 - 1:17 'de eklendi ve 811 kez görüntülendi.

Hiç merak ettniz mi baharat ticareti nedir, tarihte baharat ticareti nasıl yapılırdı gelin öğrenelim.

Baharat ticareti, uluslararası düzeyde ba­harat ve kokulu ot dolaşımıdır

Büyük kültürel ve ekonomik önemi olan baharat ticaretinin kökleri çok eskilere uzanır. Tarçın, kakule, zencefil ve zerdeçal, Doğulu halklarca daha binlerce yıl önce biliniyordu. Bunlar, ticaretin yeni doğduğu dönemlerde önemli kalemler haline gelmiş­ti. Tarçın, İsa’dan en az 2.000 yıl önce Ortadoğu’ya girmişti. Güney Arabistan (ilkçağdaki Arabia Felix), çok eskiden beri günlük ve mürrüsafinin yanı sıra, öteki güzel kokulu reçine ve sakızların da ticaret merkeziydi. Arap tüccarlar, bu baharat çeşitlerinin gerçek kaynağını ustaca gizliyor­lardı. Merakları yatıştırmak, pazarlarını ko­ruyabilmek ve rakiplerinin cesaretini kır­mak için tarçının kanatlı hayvanlarca korunan sığ göllerde ve zehirli yılanlarla dolu derin vadilerde yetiştiği yolunda masallar bile yayıyorlardı. Yaşlı Plinius ise bütün bu öykülerle alay ediyor, “bu masalların tümü­nün fiyat yükseltmek için uydurulduğunu” çekinmeden ilan ediyordu.

Asya kıtasını karadan geçen ticaret yolları ne kadar önemli olursa olsun, baharat ticareti ağırlıklı olarak deniz yoluyla gelişti. İsa’dan önceki tarihlerde Araplar doğrudan deniz yolculukları düzenliyorlardı. Uzakdo­ğu’da ise Çinliler, Malay Takımadalarını çevreleyen sularda dolaşıyor, Maluku Ada­larında (Baharat Adaları) ticaret yapıyorlar­dı. Seylan, merkezî bir ticaret noktasıydı.

Mısır’da İskenderiye’nin liman gelirleri, İÖ 80’de XI. Ptolemaios bu kenti Romalıla­ra bıraktığı sırada büyük miktarlara ulaş­mıştı. İskenderiye, Romalılar Döneminde dünyanın en büyük ticaret merkezi, Hindis­tan’ın güzel kokulu ve acılı baharat çeşitleri­nin alışveriş yeri haline geldi. Bunlar Yuna­nistan ve Roma İmparatorluğu pazarlarına da girdi.

Roma’nın Hindistan ticareti, 300 yılı aşkın süre yoğunluğunu korudu; daha sonra ise düşüş gösterdi. Roma’nın ticareti, Arapla­rın bu alandaki egemenliğini kuşkusuz zayıflattı, ama kıramadı. Roma ticareti 5. yüzyılda yeniden canlandıysa da 6. yüzyılda önemini yitirdi; buna karşılık Arap ticareti ortaçağ boyunca sürdü.

Venedik, 10. yüzyılda Doğu Akdeniz tica­retinden zenginleşmeye başladı. 13. yüzyıl başlarında, Ortadoğu ticaretinin tekelini eline geçirdi; 15. yüzyılda Avrupa’da büyük bir güç haline geldi. Venedik’in büyük zenginliğinin bir bölümü, Doğu kaynaklı baharat ticaretinden kaynaklanıyordu. İs­kenderiye’den sağlanan baharat türleri Av­rupa’nın batısındaki ve kuzeyindeki alıcı ve dağıtımcılara çok yüksek fiyatlarla satılı­yordu.

İskenderiye’deki baharat kaynağını bi­len, ama Venedik’in egemenliğini bir türlü kıramayan Avrupalılar, 15. yüzyılın üçüncü çeyreğinde gemiler inşa ederek, baharat üreten ülkelere giden bir yol bul­mak amacıyla serüvenlere atılmaya karar verdiler. Böylece ünlü keşif yolculukları başladı. Bu işe ilk girişen Portekizliler, Hindistan’dan Avrupa’ya Ümit Burnu yo­luyla ilk kez 1501’de baharat getirdiler. Kristof Kolomb 1492’de İspanya bayrağı altında, John Cabot ise 1497’de İngiltere adına denize açıldı. Ama ikisi de efsanevi baharat ülkelerini bulamadı.

Fernao de Magalhâes (Macellan) 1519’da İspanya adına bir yolculuğa çıktı. Komutası altındaki gemilerden yalnızca biri, “Victo­ria”, başarılı olarak karanfil yüküyle İspanya’ya döndü. 1577’de, Sir Francis Drake, Macellan Boğazı ve Maluku Adaları yoluyla Yer çevresindeki serüvenli yolculu­ğuna başladı. “Golden Hind”i, 1580’de baharat ve öteki hazinelerle yüklü olarak Plymouth limanına getirdi.

1595’te, Cornelis de Houtman komutasın­daki bir filo Maluku Adalarına gitmek üzere Felemenk adına denize açıldı. Daha sonra 1598’de Jacob van Neck komutasın­daki bir başka filo gene aynı ülke adına yolculuğa çıktı. Her iki filo da, karanfil, küçük hindistan cevizi, hindistan cevizi ve karabiber yükleriyle geri döndü. 1602′ de Felemenk Meclisi’nin izniyle Hol­landa Doğu Hindistan Kumpanyası kurul­du. XIV. Louis döneminde, 1664’te devle­tin izniyle Fransız Doğu Hindistan Kum­panyası oluşturuldu. Öteki Avrupa ülkele­rinin de berat verdiği Doğu Hindistan kumpanyalarının her birinin başarı oranı değişikti. Bunu, ticaretten yarar sağlamak ve ticaret üzerinde tekelci denetim kurmak için yapılan mücadeleler ve fetihler izledi. Yüz yılı aşkın süre Portekiz başat güç durumundaydı. Daha sonra İngiliz ve Fele­menk girişimciliği ve fetihleri üstün geldi. 19. yüzyılda İngiliz çıkarları Hindistan ve Seylan’da iyice kök saldı. Doğu Hint Adala­rının büyük bölümü Hollanda’nın denetimi­ne girdi.

Bu dönem denizciler için serüven, tehlike, zorluk, hastalık ve ölüm getirdi. Ülkeler için ise, bir yandan mücadele, yenilgi ya da fetih çağı, öbür yandan da yeni ve geri kalmış toprakların ele geçirildiği, uygarlaş- mış yabancı ülkeler üzerinde de üstünlük kurulduğu bir dönem oldu. Avrupa’nın çıkarları açısından özellikle başarılı bir dö­nemdi. Venedik’in tekeli kırıldı; Müslü­manların baharat ticareti üzerindeki ege­menliği yıkıldı. Avrupa ile Uzakdoğu ara­sında çok çeşitli mallarda büyük bir ticaret hacmi gelişti; Yeni dünya’nın kapıları açıldı.

20. yüzyılda, dünya üzerinde düzenli ve istikrarlı bir baharat ticareti modeli oluştu. Önceleri Londra bu ticaretin merkezi iken, son yıllarda New York kenti Londra’nın yerini aldı.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER